Ahtapotlar Görünmez Nasıl Olur?

Ahtapot; yumuşak gövdeli, sekiz kollu, Octopoda takımında sınıflandırılan yumuşakçaların genel adı. Kabul görmüş 300 civarında türü bulunan ahtapotlar kalamarlar, mürekkep balıkları ve nautiloidler ile birlikte kafadan bacaklılar (Cephalopoda) sınıfında gruplandırılırlar. Diğer kafadan bacaklılar gibi ahtapot bilateral simetrik, iki gözlü ve tek gagalıdır. Ağzı kollarının ortasında yer alır. Çok hızlı şekil değiştirebilen yumuşak gövdesi sayesinde küçük deliklerden gövdesini sıkıştırarak geçebilir. Yüzerken sekiz kolu arkasından uzanır. Sifon hem solunum hem de su jeti fışkırtmak vasıtasıyla hareket için kullanılır. Karmaşık bir sinir sistemine ve mükemmel bir görme duyusuna sahip olan ahtapotlar omurgasızlar içerisinde en zeki ve davranışsal olarak en büyük farklılıkları gösteren hayvanlar arasındadırlar.

Ahtapotlar aralarında mercan resiflerinin, pelajik bölgenin ve deniz yatağının da bulunduğu okyanusun farklı katmanlarında yaşarlar. Bazıları gelgit bölgesinde görülürken diğerleri abisal bölgede bulunur. Türlerin çoğu hızlı büyür, erginliğe erken girer ve kısa yaşamlıdır. Çiftleşme sırasında erkek özel olarak adaptasyon geçirmiş bir kolu yardımıyla dişinin manto boşluğuna bir demet sperm gönderir. Çiftleşmeden sonra hücre yaşlanması geçiren erkek ahtapot ölür. Dişi ahtapot döllenmiş yumurtaları bir kovuğa bıraktıktan sonra yumurtalar çatlayana kadar bekler ve sonrasında o da ölür.

Kendilerini avcılara karşı koruma stratejileri arasında mürekkep fışkırtma, kamuflaj kullanımı ve tehditkâr davranışlar, su içinde çok hızlı hareket edebilme ve saklanma yetenekleri sayılabilir. Tüm ahtapotlar zehirlidir ama yalnızca mavi halkalı ahtapotlar insan için ölümcül zehir taşırlar.

Ahtapotlar mitolojide ve folklorda deniz canavarları olarak tasvir edilmiştir. İskandinav mitolojisinde Kraken, Aynu folklorunda Akkorokamui ve hatta Antik Yunanistan’da Gorgonlar bu tasvirlere örnek olarak gösterilebilir. Victor Hugo’nun Deniz İşçileri romanında bir ahtapotla olan çarpışma sahnesi Ian Fleming’in Ahtapot eseri gibi başka eserlere de esin kaynağı olmuştur. Ahtapotlara Japon erotik sanatı shunga’da da rastlanır. Özellikle Akdeniz ve Asya’da olmak üzere dünyanın çoğu yerinde ahtapot eti yenmektedir.

Zekâ

Ahtapotların zekâsı yüksektir ancak zekâlarının ve öğrenme kapasitelerinin sınırları tam olarak tanımlanmamıştır. Labirent ve problem çözme deneyleri ahtapotların hafıza sistemlerinin hem kısa hem de uzun süreli bellek sahibi olduklarını kanıtlamıştır. Öğrenme eyleminin ergen ahtapotların davranışlarında ne değişiklik yaptığı ise tam olarak bilinmemektedir. Dişi ahtapotlar yumurtalar çatlayana kadar bekçilik yapmaktan başka bir bakım davranışında bulunmadığı için genç ahtapotlar ebeveynlerinden bir şey öğrenmezler.

Laboratuvarlarda yapılan deneylerde ahtapotlara farklı şekil ve desenleri kolaylıkla ayırt edebilmeleri öğretilebilmektedir. Gözlem yolu ile öğrendikleri bildirilmiş olsa da bu bulguların geçerliliği tartışmalıdır. Ahtapotların oyun olarak tanımlanabilecek davranışlarda da bulundukları gözlemlenmiştir. Akvaryumlarında şişeleri ya da oyuncakları arka arkaya dairesel akıntıya bırakıp tekrar yakalayarak oyun oynadıkları izlenmiştir. Ahtapotlar sıklıkla akvaryumlarından kaçarak başka akvaryumlara besin aramak için girebilmektedir. Hatta balıkçı teknelerine çıkıp, depo kapaklarını açıp burada bulunan yengeçleri yedikleri de görülmüştür. Amphioctopus marginatus türü ahtapotun hindistan cevizi kabuklarını toplayarak bunlarla barınak yapması ise hayvanlarda alet kullanımına bir örnek olarak gösterilmektedir.

Kamuflaj ve renk değiştirme

Ahtapotlar avlanırken ya da avcılardan kaçarken kamuflaj kullanırlar. Bunu yapmak için derinin rengini, opaklığını ve yansıtma özelliğini değiştirebilen özelleşmiş deri hücrelerine sahiptirler. Kromatoforlar sarı, turuncu, kırmızı, kahverengi ve siyah pigmentler içerir ve türlerin çoğunda bu renklerin en az üçü bulunurken bazılarında iki ya da dört pigment bulunabilir. Diğer renk değiştirebilen hücreler yansıtıcı iridoforlar ile beyaz lökoforlardır. Bu renk değiştirme yeteneği ayrıca diğer ahtapotlarla iletişim ve uyarı için de kullanılır.

Ahtapotlar “bulut geçişi” olarak bilinen ve gövdelerinde koyu renklerin dalgalar hâlinde ilerlemesinden ibaret rahatsız edici desenler oluşturabilirler. Deride bulunan kaslar mantonun dış yapısını değiştirerek daha iyi bir kamuflaj sağlamaya yardımcı olurlar. Bazı türlerde manto su yosunlarının dikenli görünüşünü alabilirken bazı türlerde deri anatomisi yalnızca tek bir rengin tonları ile sınırlıdır. Gündüzleri aktif olup sığlıklarda yaşayan ahtapotlar geceleri aktif olan ya da derin sularda yaşayan ahtapotlara göre daha karmaşık deri yapıları olacak şekilde evrimleşmişlerdir.

“Hareket eden taş” hilesi bir ahtapotun taş taklidi yapıp sonra da etrafını çevreleyen suyun dalga hareketi ile eş bir hızda yavaş yavaş açık alanda ilerleyerek avcıların gözü altında kamufle bir şekilde hareket etmesidir.

Savunma

Ahtapotlar insanlar dışında balıklar, deniz kuşları, deniz samurları, yüzgeçayaklılar, balinalar ve yunuslar ve diğer kafadan bacaklılar tarafından avlanılır. Ahtapotlar genellikle kamuflaj ya da taklitçilik yolu ile avcılardan saklanırlar; bazıları dikkat çekici uyarı renklerine (aposematizm) sahipken diğerleri tehditkâr (deimatik) davranışlar gösterirler. Bir ahtapot zamanının %40’ını kovuğunda saklanarak geçirir. Yanına yaklaşıldığında bir kolunu uzatarak durumu inceler. Yapılan bir araştırmada Enteroctopus dolfleini türü ahtapotun %66’sında yaralar tespit edilmiş %50’sinde de bazı kolların kopuk olduğu görülmüştür. Çok zehirli mavi halkalı ahtapotun halkaları kaslı deri kıvrımlarında saklıdır ve hayvan tehdit altında olduğunda bu kıvrımlar kasılarak yanar döner mavi halkaları ortaya çıkar. Callistoctopus macropus türü ahtapot ise tehdit altında üzerinde oval beyaz benekler olacak şekilde parlak kahverengimsi bir renge bürünür. Renk değişikliğinin yanında hayvan kollarını, yüzgeçlerini ya da ağ yapısını uzatarak olduğundan daha da büyük görünmeye çalışır.

Bir avcı tarafından görüldüklerinde genellikle kaçmaya çalışırlar ama aynı zamanda mürekkep keselerinden savunma amaçlı püskürttükleri mürekkep bulutu ile de dikkat dağıtabilirler. Koku alma organlarının etkinliğini azalttığı düşünülen mürekkep sayesinde köpekbalıkları gibi koku ile avlanan avcılardan kaçmak mümkün olabilmektedir. Bazı türlerin saldığı mürekkep bulutları su içinde kendilerine benzer bir görüntü yarattığından avcılar bu bulutlara da saldırabilmekte ve hayvan kaçabilmektedir.

Kertenkelelerin kuyruklarını kendi kendilerine koparabildikleri gibi saldırıya maruz kalan bazı ahtapotlar kol ototomisi uygulayabilirler. Sürünmeye devam eden kol olası avcıların dikkatini dağıtabilmektedir. Bu şekilde kopan kollar uyaranlara karşı hassas olmaya devam etmekte ve nahoş uyaranlardan kaçınmaktadır. Ahtapotlar kopan kollarını yenileyebilmektedirler.

Taklitçi ahtapot gibi bazı ahtapotlar çok esnek gövdeleri ile birlikte renk değiştirme özelliklerini de birleştirerek aslan balıkları, deniz yılanları ve yılan balıkları gibi daha tehlikeli hayvanları taklit edebilirler.

Bu Yazıyı Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.