<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlginç Bilgiler - Nasıl Yapılır?</title>
	<atom:link href="https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/ilginc-bilgiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/ilginc-bilgiler/</link>
	<description>Merak Ettiğiniz Herşey Burada.!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Jun 2022 14:56:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2018/06/cropped-favicon-150x150.png</url>
	<title>İlginç Bilgiler - Nasıl Yapılır?</title>
	<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/ilginc-bilgiler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Balonlar Nasıl Uçuyor?</title>
		<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/balonlar-nasil-ucuyor/</link>
					<comments>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/balonlar-nasil-ucuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jun 2022 09:47:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/?p=9722</guid>

					<description><![CDATA[Balon, ısıtılmış hava ya da havadan hafif bir gazla (helyum, hidrojen vs.) doldurulan, atmosferde uçabilen, <span class="more-text">&#8230;</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Balonlar Nasıl Uçuyor?" width="840" height="473" src="https://www.youtube.com/embed/TEfZ1zRPuv0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Balon, ısıtılmış hava ya da havadan hafif bir gazla (helyum, hidrojen vs.) doldurulan, atmosferde uçabilen, genellikle sepetli hava taşıtı. İnsanoğlu ilk olarak uçurtma ile insan ve yük taşımaya çalışmıştır ancak balon ilk kullanışlı hava taşıtıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Uçma prensibi</h2>



<p>Balonun havada yükselmesi, sudaki cismin yüzmesiyle aynı ilke olan boyansi (batmazlık) prensibine dayanır. Bir balon, hacmini kapladığı havanın ağırlığı kendi ağırlığına eşit oluncaya kadar yükselir. Yükseklik arttığında havanın yoğunluğu azaldığından ağırlık dengelenir ve balon daha yükseğe çıkamaz. Eğer daha yükseğe çıkmak isteniyorsa ağırlığın azaltılması, alçalmak isteniyorsa da balonun içindeki havanın azaltılması gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kumanda etme</h2>



<p>Balonlar bir yerden bir yere ulaşmak için elverişli araçlar değildirler, zira sadece dikey hareket kontrolü vardır ve rüzgarla sürüklendiklerinden yatay yönlendirme imkânları yoktur. Ulaşım aracı olarak kullanılan ve bir nevi güdümlü balon olan zeplinlerin sürüklenerek değil itme kuvvetiyle yol almalarını sağlayan motorları ve havada yönlenmesini sağlayan dümenleri vardır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Balonun parçaları</h2>



<p>Bir balon; kubbe, sepet denilen iki bölümden oluşur. Kubbe balonun havayla doldurulan yeri olduğundan yüksek iç basınca dayanıklı, küçük yırtıkların büyümesini önleyecek, gözenekli olmayan esnek ve hafif malzemelerden yapılmaktadır. Bu malzemeler &#8220;panel&#8221; denilen parçalarla yatay, dikey veya diagonal olarak şeritler ile birbirine eklenmektedir. Sepeti ve yükleri taşıyan bir ağ balonu çevreler. Balonun tepesinde alçalmak veya inişten sonra balonu söndürmek için ayrı bir iple çekilerek açılan hava boşaltma deliği vardır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İlk uçuş</h2>



<p>Balon fikri ilk kez 1766 yılında hidrojeni bulan Henry Cavendish’in bu gazın havadan hafif olduğunu görmesi ve 1767’de Joseph Black’ın hafif bir aracın hidrojenle doldurulduğu zaman uçabileceğini öne sürmesiyle doğdu. Ancak ilk balon hidrojenle değil sıcak havayla doldurularak uçtu. İlk uçuş 4 Haziran 1783 tarihinde Fransız Joseph Michel Montgolfier (1740-1810) ve Jacques Etienne Montgolfier (1745-1799) kardeşler tarafından Annonay köyünde çapı 10,5 metre olan ketenden bir torbayı sıcak havayla doldurarak olmuştur. Balon 450 metre kadar yükselerek 10 dakikada 1,5 millik mesafe katetmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İlk insanlı uçuş</h2>



<p>Montgolfier Kardeşler sonraki uçuşlarını 19 Eylül 1783 tarihinde, aralarında Benjamin Franklin’in de bulunduğu kalabalık karşısında Paris’te yapmışlardır. 6 millik uçuşta balonun sepetine bir horoz, bir ördek ve bir koyun koymuşlardır.</p>



<p>21 Kasım 1793 tarihinde sıcak hava balonu Fransız fizikçi Jean-François Pilâtre de Rozier (1756-1783) ve bir arkadaşını da taşımış tarihte balon kullanan ilk pilotlar olmuşlardır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Gaz balonu</h2>



<p>Fransız Fizikçi Jacques Charles, sıcak havanın kısmen az bir havada yüzme etkisi yarattığını ve soğudukça bu özelliğini yitirdiğini fark etti. Sepette yakılan ateş havayı bir müddet daha ısıtmakta idi. Ancak hidrojen gazı daha hafif ve havada yüzme kabiliyeti kalıcı idi. 27 Ağustos 1783 tarihinde Jacques Cesar Charles ilk hidrojen balonunu yaptı ve uçurmayı başardı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bilimsel amaçlı uçuşlar</h2>



<p>Fransız fizikçi Jean-Baptiste Biot (1774-1862) ve Joseph Louis Gay-Lussac (1778-1850), 1804 yılında 6,5 km yüksekliğe çıkarak bu yükseklikteki havanın bileşimini sınadılar ve dünyanın manyetik alanının doğasını incelediler. Bu bilimsel amaçlı olarak yapılan ilk uçuştu.</p>



<p>1902 yılında Fransız Meteorolog Leon Philippe Teisserenc de Bort (1855-1913) insanların çıkamadığı yükseklikler için ölçüm aletleri yerleştirilmiş insansız balonlar uçurmuştur. Bu yöntemle atmosfer sıcaklığının 11 km yüksekliğe kadar düzenli olarak düştüğünü tespit etmiş ulaşabildiği daha yükseklerde ise sıcaklığın sabit kaldığını tespit etmiştir.</p>



<p>1931 yılında ise İsviçreli fizikçi Auguste Piccard (1884-1962) kapalı bir vagon yaptırarak iyonosfer ve kozmik ışınları inceleyebilmek için 16 km&#8217;ye kadar balonla çıkmayı başarmıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/balonlar-nasil-ucuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Turan Taktiği Nedir, Nasıl Yapılırdı?</title>
		<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/turan-taktigi-nedir-nasil-yapilirdi/</link>
					<comments>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/turan-taktigi-nedir-nasil-yapilirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jun 2022 09:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Videolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/?p=9719</guid>

					<description><![CDATA[Hilal Taktiği, Kurt Kapanı veya Turan Taktiği düşmanı çevreleyerek yok etmeyi amaçlayan bir askeri taktik. <span class="more-text">&#8230;</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Turan Taktiği &#x2694;" width="840" height="473" src="https://www.youtube.com/embed/K9R_QsA5XR8?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Hilal Taktiği, Kurt Kapanı veya Turan Taktiği düşmanı çevreleyerek yok etmeyi amaçlayan bir askeri taktik. Osmanlı Devleti ve ondan önceki Türk devletleri tarafından sıklıkla kullanılırdı. Bu taktik meydan savaşlarında etkiliydi ve iki aşamalı olarak uygulanırdı:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Sahte ricat</li><li>Pusu</li></ul>



<p>Ordu, savaş anında merkez, sağ ve sol olmak üzere üç kısma ayrılırdı. Merkez kuvvetleri düşmana saldırır, bir süre sonra saldıran bu kuvvetler, kaçar gibi geri çekilirdi. Bunu yaparken de at üzerinde ok atmak suretiyle savaşa devam ederlerdi. Böylece geri çekilen askerlerin peşinden gelen düşman, ordunun sağ ve sol kısmı tarafından pusu kurulan yere çekilir, çember içine alınarak imha edilirdi.</p>



<p>Ordu, temelde üçe ayrılır ve merkeze en seçme kuvvetler toplanır. Sağ ve sol cenah merkezden tamamen ayrılmamakla birlikte araya mesafe koyar. Merkezdeki kuvvetler hızlı bir vur kaçla (genelde mızraklı ya da atlı kuvvetler ile) düşmanın merkez safını yarar ve düşmanın sağ ve sol kanatlarının ordunun bölünmemesi adına merkeze kaymasını sağlar. Bunun üzerine araya mesafe konulan sağ ve sol cenahtaki askerler düşmanın kanatlarında bırakılan boşluklara doğru hızlı hücum ederek düşmanı ordunun oluşturduğu hilalin tam ortasına alır. Vur kaç yapmış olan merkez kuvvet de, sağ ve sol cenahın kuşatmasıyla birlikte, kaçmayı bırakıp merkezdeki yerini alarak düşman ordusunu tam bir ablukaya alır. Yapılması oldukça zor olmakla birlikte kesin sonuç vermesiyle bilinen ve Türk ordularının uyguladığı, az kuvvetlerle yüksek sayılı düşmanların yenilebileceği bir taktiktir. </p>



<p>Bu savaş stratejisini tarihte en iyi şekilde uygulamış komutanlar 1740-lı yıllarda Osmanlı ve Rusyaya yürüşleri zamanı Nadir Şah, (Malazgirt Meydan Muharebesi&#8217;nde) Alp Arslan ve (Mohaç Meydan Muharebesi&#8217;nde) Kanuni Sultan Süleyman&#8217;dır</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/turan-taktigi-nedir-nasil-yapilirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astral Seyahat Nasıl Yapılır?</title>
		<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/astral-seyahat-nasil-yapilir/</link>
					<comments>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/astral-seyahat-nasil-yapilir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2020 09:12:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/?p=7125</guid>

					<description><![CDATA[Ruhun ve bedenin birbirinden ayrılarak farklı boyutlara seyahat edilmesine denilmektedir. Bunun için fiziksel olarak uyku <span class="more-text">&#8230;</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ruhun ve bedenin birbirinden ayrılarak farklı boyutlara seyahat edilmesine denilmektedir. Bunun için fiziksel olarak uyku haline girilmesi gerekmektedir. Bu sayede ruh istediği yere rahat bir şekilde seyahat edebileceği vurgusu yapılmaktadır. Bu konu ile ilgili çok sayıda araştırma ve deneyimleme yapılmaya çalışıyor. Bedeniniz ile orada olmasanız dahi istediğiniz herhangi bir yere seyahat edebilme olasılığınız olacağı vurgusu yapılıyor. Astral&nbsp; seyahati gerçekleştirmek isteyen kişinin yüksek derece de konsantrasyon içine girmesi gerekiyor. Bu esnada ruh ile bedenin birbirinden ayrılması gerekiyor ancak bağının hiçbir zaman tam anlamıyla kopmaması gerekiyor. </p>



<p>Temelde bu duruma bakıldığında tüm görevin ruha düştüğü söylenilmektedir. Ancak tüm sürecin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için fiziksel olarak da bedenin yapması gereken görevler vardır. Bu konuda dikkat edilmesi gereken en önemli detay kişinin astral seyahat esnasında tamamen bilincinin açık olacağıdır. Bu durum beşinci boyut olarak ifade edilmektedir. Bu boyuta geçildiğinde bedenin çok rahat ve herhangi bir zarar gelmeyecek bir yerde olmasının çok büyük bir önemi vardır. Bu şekilde hazırlık yapıldıktan sonra uygulamaya geçilmelidir. İsteyen herkes astral seyahat yapabilir. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="620" height="372" src="https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2020/04/astral-seyahat.jpg" alt="" class="wp-image-7128" srcset="https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2020/04/astral-seyahat.jpg 620w, https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2020/04/astral-seyahat-300x180.jpg 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading">Astral Seyahat Nasıl Yapılır?</h2>



<p><strong>Hazırlık:</strong>&nbsp;Sizi rahatsız eden ve hissettiğiniz aksesuarları çıkarın. Oda, gözkapaklarınıza doğrudan ışık gelmeyecek şekilde karanlık olmalıdır. Başınız kuzeyde olacak şekilde sırtüstü yatmalısınız.&nbsp;Elbiselerinizi çıkarın ama vücut ısınız normal olsun. Rahatsız edilmeyeceğiniz bir yerde olmanız önemlidir. Dudaklarınız yarım açık olsun ve nefes alıp verin, dengede tutun.</p>



<p><strong>Klasik Yöntem &#8211;&nbsp;Rahatlama ve Uçma Arzusu:</strong>&nbsp;Ayağınızdan alnınıza kadar vücudunuzu nokta olarak düşünmelisiniz. Zihinsel gücünüzü kullanarak bedeninizin bir metre yukarıda olduğuna odaklanın. Alnınızdan yukarı doğru kalkıp ayaklarınızın üzerinde durduğunuzu düşünün.</p>



<p><strong>Ters Algı &#8211; Beyin Aldatmacası:&nbsp;</strong>Kuzeye doğru yatış şeklinizi güneye doğru yatmış gibi düşünerek beyninizi aldatın. Beyniniz tam tersini ispatlamaya çalışacak. Beyninize inandırdığınızda yükselmeyi gerçekleştirdiğinize odaklanın. Yükselmede zorlanıyorsanız her nefes alıp verişinizde daha hafifleyerek yükseldiğinizi düşünün. Ayrıca yukarıda asılı bir ipi çektiğinizi düşünmek de yükselmenin bir diğer yoludur. Titreşimler hala oluşmadıysa ipi her çektiğinizde bunları hissetmeye daha yakın olacak ve rahatlayacaksınız. Ayrılma gerçekleştiğinde görüntüler ve uğultular başlar. Bu noktada yapmanız gereken düşüncelere hakim olmak ve uçuş denemesi yapmaktır.</p>



<p><strong>Yardımcı Etkenler &#8211; Ses Dalgaları:</strong>&nbsp;Yapılan araştırmalarla astral deneyimi kolaylaştıran bazı sesler ortaya konmuştur.</p>



<p><strong>Hipnoz &#8211; Etki Yöntemi:</strong>&nbsp;Astral seyahat için bilinen en etkili yoldur diyebiliriz ama hipnoz sırasında bilinçaltı ortaya çıkacağı için sonucun astral seyahat mi yoksa beynin bir oyunu mu olduğu kesin bilinemez.</p>



<p><strong>Su Altı Yöntemi &#8211;&nbsp;Kurtulma:&nbsp;</strong>Konsantre olmanıza rağmen ayrılmayı gerçekleştiremiyorsanız kendinizi su altında düşünün. Nefesiniz yavaş yavaş azalacağı için yukarı çıkmanız gerekecek. Ayağınıza dolanan yosunlardan kurtulmaya çalıştığınızı düşünün. Yukarı çıkma isteğiniz ve yorulan nefesiniz sizi vücudun dışına atacaktır.</p>



<p><strong>Hedefleme &#8211; Arzu Etma:</strong>&nbsp;Evden bir cisim seçilmeli ve bu derinlemesine düşünülmelidir. Gözünüzde net bir şekilde canlandıracağınız kadar çalışmalısınız. Ulaşılmak istenen bir hedef ve güç ortaya çıkar. Bu, astral seyahati kolaylaştırır.</p>



<p><strong>Kendiliğinden Meydana Gelme:&nbsp;</strong>Bayılma, ağır hastalık, ağır uyku hali, ani şoklar ve trafik kazası gibi etkiler sonucunda istemdışı olan astral ayrılmalardır. Bu durumda kişi genelde kendisini birden beden dışında bulur ama farkına varmadan bedene geri döner. Normal uyku halinde de bu ayrılmalar yaşanmasıyla rüyalar görülür ve uyku sırasında&nbsp;düşme, uçma gibi etkiler bunun belirtisi olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Astral Seyahat Tehlikeli midir?</h2>



<p>Anlatılan pek çok bilgiye göre bir tehlikesi bulunmamaktadır. Ancak anlatılan pek çok bilgiye göre astral seyahatte boyut değiştirdiğiniz için çeşitli varlıklarla karşılabilirsiniz. Bu nedenle korkuya kapılmadan düşünmelisiniz.&nbsp;</p>



<p>Astral seyahat yapan kişilerin yorumlarına internet üzerinden arama yaparak pek çok farklı kaynaktan ulaşmak mümkün. Genel kanı heyecan yarattığı, eğlenceli ve ilginç olduğuna dair. Bir kısım tehlikeli ve korku dolu olduğunu da belirtmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/astral-seyahat-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yağmur Nasıl Oluşur?</title>
		<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/yagmur-nasil-olusur/</link>
					<comments>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/yagmur-nasil-olusur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2015 16:16:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerekli Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/?p=5606</guid>

					<description><![CDATA[Soğuk hava katmanına rastlayan buhar tanecikleri havadaki toz parçacıklarına tutunarak su damlaları haline dönüşüyor. Bunlar <span class="more-text">&#8230;</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk hava katmanına rastlayan buhar tanecikleri havadaki toz parçacıklarına tutunarak su damlaları haline dönüşüyor. Bunlar birleşerek bulutları oluşturuyor. Bu su damlacıklarının yeryüzüne düşmesi yani yağmur oluşturması için belirli bir büyüklüğe gelmesi gerekiyor. Bu da yüz binlerce su damlacığının birleşmesi anlamına geliyor. Yeterli büyüklüğe ulaşınca yerçekiminin etkisiyle yere düşmeye başlıyor. Bütün bu anlattığımız işlemler ise ortalama 8 gün sürüyor.</p>
<p>Sizlere bir soru; yağan yağmurun süresi neye bağlı? Bir bulutun yarısı yağmur olarak yağar bu da tahminen 30 dakika sürer. Ama bulutlar devamlı oluşursa yağmur günlerce yağar.</p>
<p>Peki hava kapalı olduğu halde bazen yağmur yağmaz bunun sebebi ise; su damlalarının sıcak ve kuru bir hava katmanından geçiyor olmasıdır. Burada su damlaları yeniden buharlaşır ve yağmur oluşmaz.</p>
<p>Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, sağanak yağmur yağarken ilk taneler her zaman daha iridir. Bunun sebebi de yağmur damlalarının yeryüzüne inerken soğuk ve nemli hava ile karşılaşmasıdır. Soğuk ve nemli katmandan geçen damlalar buharlaşmadan yeryüzüne inerler. Bu sırada hacim yönünden büyüdükleri gibi havanın nemini de aldıkları için daha da büyürler. Ve sağanak yağmurda ilk taneler daha büyük olur. Arkadan gelen damlalar ise nemi azalmış bir katmandan geçtikleri için ilk tanelerden daha küçüktür.</p>
<p>Yağmurun yağması için su damlalarının belirli bir büyüklüğe gelmesi gerektiğin söylemiştik. Bu da damlaların birbiri ile birleşmesi ile olmaktadır. Bu birleşme 2 türlü olur. Çarpışma ile birleşme ve kristalleşme ile birleşme.</p>
<ul>
<li>Çarpışma İle Birleşme: Buluttaki su tanecikleri rüzgârın etkisi ile bir oraya bir buraya itilirler. Birbirlerine çarptıkça birleşerek su damlacıklarını oluştururlar. Oluşan su damlacıkları da kümeleşerek su damlalarını meydana getirirler. Bu damlalar belirli bir ağırlığa ulaşınca havadan daha ağır hale gelerek yere yağmur olarak düşerler.</li>
<li>Kristalleşme Yolu İle Birleşme: Hava sıcaklığı birdenbire düşerse su tanecikleri donarak buz kristallerini oluştururlar. Bu kristaller yere düşerken daha sıcak bir hava katmanının içinden geçer. Burada eriyip yeryüzüne yağmur olarak iner.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/yagmur-nasil-olusur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Vücudunun Keşfi Nasıl Gerçekleşti?</title>
		<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/insan-vucudunun-kesfi-nasil-gerceklesti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jan 2015 10:52:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/?p=5019</guid>

					<description><![CDATA[Orta çağ boyunca Avrupa’da Tıp Bilimi, Galenos ve öncekilerin çalışmalarına bağlı kaldı ancak; 12.yy ‘da <span class="more-text">&#8230;</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Orta çağ boyunca Avrupa’da Tıp Bilimi, Galenos ve öncekilerin çalışmalarına bağlı kaldı ancak; 12.yy ‘da Yunan ve Arap Latince’ye çevrildikçe, Batı Avrupa’ya yeni fikirler ulaştı.Tıp Bilimciler eski kuramları sorgulamaya başladı.</p>
<h2>Çetin Bir Kişilik</h2>
<p>Aureolus Phippus Theophrastus Bombast von Hohenheim ya da bilinen öteki adıyla Paracelsus, İsviçre’de Zürihch yakınlarında doğdu. Ferrara Üniversitesi’ne okudu ve daha sonra cerrahlık yaptı. Paracelsus, en yakın arkadaşlarına bile sert davranan kırıcı bir insandı. Muayene ettiği zengin insanlardan çok fazla ücret alıp, buna karşılık yoksulları parasız tedavi ederdi. Romalı hekim Celsus’la öteki geleneksel doktorlarla uyuşamadığı çok fazla nokta olduğu için Paracelsus (para, Yunanca’da ”karşı” anlamına gelir) adını aldı.</p>
<h2>Gezgin Bir Doktor</h2>
<p>Paracelsus 1527′de Basel Üniversite’sinde hoca oldu. Burada bir muayenehanesi de vardı.Ancak diğer tıp oteriteleriyle arasında anlaşmazlıklar vardı. Galenos ve İbni Sina’nın kitaplarını herkesin önünde yakınca Basel Üniversite’sinden ayrılmak zorunda kaldı.Yaşamının geri kalan kısmında Avrupa’yı dolaştı ancak bir yerde asla 2 yıldan fazla kalmadı. Avusturya’da öldü.</p>
<p>Paracelsus, hastalıkların dört sıvı arasındaki dengesizlikten kaynaklandığını söyleyen eski Yunan düşüncesine inanmıyordu. O, vücuda giren bir zehirin hastalıklara neden olduğunu düşünüyordu.Zaman zaman hastaları, sahip oldukları hastalığın belirtilerine benzer belirtiler yaratan ilaçlar kullanarak tedavi ediyordu. Bu, vücuttaki doğal koruyucuları güçlendirerek bedeni iyileştirme yöntemi olan homeopatinin ilk biçimiydi.</p>
<h2>Büyük Anatomici</h2>
<p>Andreas Vesalius, Kutsal Roma İmparatoru V. Charles’ın eczacısının oğlu olarak Brüksel’de doğdu.Önce Louvain’de, sonra Paris Üniversite’sinde okudu, ancak savaş onu Louvain’e dönmek zorunda bıraktı. Veselius o sıralarda insan vücudunun yapısını inceleyen anatomi ile yakından ilgileniyordu.Tam anlamıyla yapabilmesi için insan ölülerini kesip parçalara ayırması gerekiyordu.Yasalar bunu yasakladığı için ihtiyaç duyduğu cesetler için mezar soyuyor, darağaçlarından ölüleri çalıyordu.1537′de İtalya’daki Padova Tıp okuluna devam etmeye başladı.Bilgisi son derece geniş olduğu için 2 günlük sınavın ardından kendisine doktorluk derecesi hemen arkasından da anatomi hocalığı verildi.<br />
Vesalius ,Padova’da bulunduğu sıralarda,insan vücudu ve çok sayıda hayvan ölüsü inceledi.Bu işi bizzat kendisi yaptı ve öğrencilerine yol göstermesi için bir çok vücut şeması hazırladı.</p>
<p>Bu çizimler Galenos’un kuramlarına dayanıyordu.Vesalius,yavaş yavaş Galenos’un söyledikleri ile kendi araştırmalarının sonuçları arasında farklar olduğunu gördü. Galenos’un anlattıklarının insanınkinden çok bir maymun bedeni için geçerli olduğu kanısına vardı. 1543′te, o zamana kadar yazılmış olan en büyük bilim bilim kitaplarından biri olan “İnsan Vücudunun Yapısı” adlı kitabını yayımladı. Kitap, anatomi biliminin akademik bir uğraşı olarak kabul edilmesini sağladı.17.yy’ye kadar Vesalius’un kuramları hemen hemen bütün Avrupa’da kabul gördü.</p>
<h2>Kraliyet Hekimi</h2>
<p>William Harvey 1578′de İngiltere’de dünyaya geldi. Cambridge Üniversite’sinde sanat ve tıp okuduktan sonra tıp eğitimini Fabricius adındaki ünlü anatomi profesörünün yanında sürdürmek üzere Padova’ya gitti.1618′de önce I. James’in , ardından I. Charles’ın özel hekimleğine getirildi.</p>
<p>Harvey, 1628′de De Motu Cordis (Kalbin ve Kanın Hareketi Üzerine) adlı bir kitap, yaptığı bir çok gözlemin ürünüydü ve kanın vücuttaki dolaşımıyla ilgili kuramlarını sergiliyordu.O zamanlar doktorların çoğu, Galenos gibi kanın kalbin bir yanından öteki yanına küçük deliklerden geçtiğine inanıyordu Harver kendi deneylerinden yola çıkarak dolaşım kavramını ortaya attı.Kanın kalpten atardamarlar yoluyla dışarı akıp, toplardamarlar yoluyla tekrar kalbe döndüğünü gösterdi. Fabricius toplardamarlardaki kapakçıkları saptamıştı, ancak ne işe yaradıklarını anlayamamıştı. Harvey, büyük toplardamarlardaki kapakçıkların kanı geriye, kalbe doğru yönelttiğini, kalpteki kapakçıkların ise kanın vücutta tek bir doğrultuda (sağ taraftan akciğerlere, sol taraftan da vücudun kalan bölümüne) akarak dolaşımını sağladığını fark etti ve kalbin kanın dolaşması için bir pompa görevi gördüğünü tespit etti.</p>
<p>Harvey’in buluşu gözleme dayanan akıl yürütmenin parlak bir örneğiydi. Harvey, ince damarların toplar damarlar ile atardamarları birbirine bağlaması gerektiğini tahmin ediyor fakat kanıtlayamıyordu.1661′de Marcello Malpighi (1628-1694) adında bir İtalyan, mikroskop altında kurbağa akciğerlerini incelerken (kılcaldamar dediğimiz) ince bağlantılı damarları buldu ve böylece bilmece çözüldü.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Gözü Kaç Megapikseldir?</title>
		<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/insan-gozu-kac-megapikseldir/</link>
					<comments>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/insan-gozu-kac-megapikseldir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jan 2014 19:43:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gerekli Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/?p=5039</guid>

					<description><![CDATA[Öncelikle şunu belirtmekle başlamak istiyorum, insan gözü analog bir yapıdır ve dijital bir terim olan <span class="more-text">&#8230;</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle şunu belirtmekle başlamak istiyorum, insan gözü analog bir yapıdır ve dijital bir terim olan piksel boyutuyla ölçülmesi tam olarak mümkün değildir. Beyindeki görme merkezi gözlerden gelen ışık bilgisini aynen bir film perdesi gibi algılayamaz. Beyin gelen ışık bilgisini yorumlayarak görüntü oluşturur. Bu görüntü gözden beyne giden sinir hücrelerinin yani nöronların hızına bağlı olarak sürekli yenilenir.</p>
<p>Örneğin bunu FPS(frame per second) değeri olarak göz önüne alırsak, bir video filmindeki 30FPS değeri gözümüzün görüntüyü tümüyle akıcı olarak görmesi için yeterlidir. Fakat bu olay, insan gözünün 30FPS olduğu anlamına gelmez. İnsan gözünün de belli bir eşik değeri vardır ve o değerden daha hızlı geçen bir cisme baktığında onun hareketini yakalayamaz ve hiçbirşey geçmemiş gibi görür. Günümüzde kullanılan yüksek çekim hızına sahip kameralar kullanılarak bir merminin hareketi milisaniye mertebesinde rahatlıkla incelenebilmektedir.</p>
<p><a href="https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2014/01/1333544065_123.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5143" src="https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2014/01/1333544065_123.png" alt="1333544065_123" width="600" height="283" srcset="https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2014/01/1333544065_123.png 600w, https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2014/01/1333544065_123-300x142.png 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></p>
<p>İnsan gözünün hızı için basit bir test yapabiliriz. Öncelikle CRT(tüplü) bilgisayar monitörünüzün dikey tarama frekansını 60 Hz’e getirin. Bunun için, masaüstüne sağ tıklayıp özellikler &gt; ayarlar &gt; gelişmiş &gt; monitör sekmelerini takip edip Hz ayarlarına ulaşabilirsiniz. 60 Hz’e getirdikten sonra ekrana 30cm mesafeden bakarken, monitörün yan tarafında bir nesneye odaklanın ama göz ucuyla da monitörü görün. Normalde düz bakarken hissetmediğiniz ekran yenilemesinin nasıl yukardan aşağıya taranarak sayfa sayfa geçtiğini bu şekilde farkedeceksiniz. Eğer normal bakarken de 60 Hz’i farkediyorsanız bunu bir de 75 Hz’de deneyin. Kendim 75 Hz’e kadar farkedebiliyorum fakat 85 Hz ve üstünde artık sayfa sayfa geçişleri göremiyorum. Gözün bu hızı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Gözleriyle sürekli detaylı ve hareketli şeyleri takip eden ve işi gereği yüksek dikkatle çalışan kişilerde daha hızlı göz refleksleri görülür.</p>
<p>Gözümüzün ışık algılayıcılarının bulunduğu retina, sinirsel yapıdan oluşan bir zardır. Retinadaki ışık algılayıcıları, sayısal kameraların algılayıcılarında olduğu gibi sayılabilir büyüklüklerdir. Hatta, retinanın çukur kısmında(fovea) bu algılayıcıların sayıları diğer bölgelere oranla daha fazladır ve retinanın üzerine düşen ışık beyine sıkıştırılarak iletilir. İşte bu nedenle gözümüz bazen bize oyun oynar ve şekilleri olmadığı gibi görürüz. Gözümüzdeki ışık algılayıcı hücre sayısı(ya da piksel deyin) belli bir kritik değerin üstünde olduğu sürece görme kalitesi etkilenmez. Çünkü görüntüyü beyin tamamlar. Hatta tek gözümüz olmasa bile görüntü çözünürlüğümüz azalmaz, yalnızca derinlik hissimiz bir miktar kaybolur. Retina “dekolmanı” olarak adlandırılan ve göz içindeki ışık hücrelerinin büyük kısmının harap olduğu durumlarda bile görüntünün bir kısmını eksik görmeyiz. Bunu şöyle benzetebiliriz: Elinizdeki kameranın merceğinin yarısını kapatıyorsunuz ama ekranda görüntüyü hala tam görüyorsunuz; çünkü kameranın işlemcisi eksik kısmı tamamlıyor.</p>
<p>Gözün görme kapasitesinin megapiksel olarak ifade edilebilmesi için, gözdeki reseptörleri piksel olarak düşünüp bir sahneyi beynin hangi detay seviyesinde oluşturabildiğini test etmek gerekir. İnsan gözü küçük bir organdır ve üzerine gelen ışığın çok az bir miktarı ile bütün herşeyi yapar. Fakat yüksek megapiksel kameraların mercekleri oldukça büyüktür ve buna bağlı olarak karanlık bir sahnede insan gözüne kıyasla çok daha fazla aydınlanmış alan görürler. Şunu net olarak söylemek mümkündür ki, eğer göz büyüklüğünde bir mercekle en yüksek megapiksel oranını alıp fotoğrafı çekip daha sonra insanın aynı manzaraya bakarak gördüklerini karşılaştırırsak eminim ki insan gözü daha fazla detayı algılayıp tanımlayabilecektir. Dijital makinenin çektiği fotoğraf ise, zoom yapılmadan insanın gördüğüne denk biçimde görüntülenip incelenirse çok daha az detay yakalayabildiği anlaşılacaktır.</p>
<p>Bu nedenle insan gözü yapay merceklerin görüntüsüyle kıyaslanamayacak kadar mükemmel yaratılmış bir organdır. Ama dijital bir veri olan megapiksel olarak ifade edilebilir. Bunun hesaplaması yukarıda bahsettiğim şartlar sağlanırsa, yaklaşık olarak bir değer ortaya koyularak gerçekleştirilebilir. Ama megapiksel teriminin aslında bir sahneden alınan görüntünün kaç piksel ile görüntülendiğini ifade eden bir kavramdan başka birşey olmadığını aklımızdan çıkarmamamız gerekir. Tabiki ne kadar fazla piksel olursa o kadar detaylı görünecektir fakat bunun insan gözüne denk gelen oranıyla kıyaslamak için, konuyu başlıca bir araştırma konusu olarak ele alıp laboratuvar şartlarında incelenmesi ve deneyler yapılması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/insan-gozu-kac-megapikseldir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dev Markaların İsimleri Nasıl Doğdu?</title>
		<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/dev-markalarin-isimleri-nasil-dogdu/</link>
					<comments>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/dev-markalarin-isimleri-nasil-dogdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jan 2014 23:41:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/?p=5009</guid>

					<description><![CDATA[Adidas: Adidas’ın isim kaynağı kurucusu Adolf Dassler. Çevresinde kısaca “Adi” olarak tanınan Adolf, ayakkabi işine <span class="more-text">&#8230;</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Adidas:</strong> Adidas’ın isim kaynağı kurucusu Adolf Dassler. Çevresinde kısaca “Adi” olarak tanınan Adolf, ayakkabi işine girerken takma adını ve soyadının da ilk 3 harfini kullanmayı tercih etti.</p>



<p><strong>Nike:</strong> NIKE adını Yunan mitolojisine dayanan Zafer Tanrıçası’na dayanmaktadır. Logo onun uçusunu sembolize ediyor.</p>



<p><strong>Reebok:</strong> Dünyanın en ünlü spor markalarından biri olan Reebok markası, bir tür Afrika antilopu olan “rhebok”un Afrikanca yazılma şekline dayanmaktadır</p>



<p><strong>Coca Cola: </strong>Dünyanın en güçlü markalarından biri olan Coca Cola’nın esin kaynağı, kimileri için vazgeçilmez olan meşrubatın tadını vermek için kullanılan “coca” yaprakları ve “kola” fındıkları. Kurucusu olan John Pemberton “Cola” ve “Kola” daha iyi görünmesi için “K” farfi yerine “C” terich etmişti.</p>



<p><strong>Pepsi: </strong>Pepsi, adının sindirme için vucüdün ürettiği bir enzim olan “pepsin”den alamaktadır.</p>



<p><strong>Starbucks: </strong>Dünyanın en büyük kahve zinciri Starbucks, adını, dünya edebiyat klasiği olan ve Herman Melville’nin yazdığı Moby-Dick adlı eserinde yer alan bir kahramanın (Starbuck) adına dayanmaktadır.</p>



<p><strong>Volkswagen:</strong> Dünyanın en başarılı otomobil şirketleirnden biri olan Volkswagen Almanca “Halkın arabası” anlamına gelmektedir. Yapımı için Hitler bizzat emir vermiştir.</p>



<p><strong>Nissan: </strong>Nissan’ın ilk adı “Japon Endüstrisi” anlamına gelen “NIPPON SANGYO”dır.</p>



<p><strong>Sony: </strong>Dünyanın en büyük elektronik markasının “Sonus” ve “Sonny” kelimelerinden türetilmiştir. “Sonus” latince “ses” anlamına gelirken, “sonny” de American argosunda “parlak genç” anlamındadır.</p>



<p><strong>Nokia:</strong> İlk işi kağıt endüstrisi için ağaç hamuru üretmek olan Nokia, adını Finlandiya’Nın Nokia şehrinden almaktadır.</p>



<p><strong>Skype:</strong> Microsoft satın aldığı tam 18 milyar TL’ye (8.5 milayr $) satın aldığı Skype markası “Arkadaştan arkadaşa gök” anlamına gelen “SKY-PEER-TO-PEER” gelimesinin önce SKYPER, Ardından da SKYPE olarak türetilmesinden oluşmuştur.</p>



<p><strong>Amazon: </strong>Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, şirketine isim ararken “A” harfiyle başlamasını istiyordu zira listelenirken başlarda durmasını istiyordu. “A” harfiyle başlayan kelime aramak için sözlük karıştıran Bezos, sonunda “Amazon”a karar kıldı. Bunu tercih etmesinin nedeni Güney Amerika’da bulunan Amazon dünyanın en uzun nehriydi ve o da dünyanın en büyük firmasını kurmak istiyordu.</p>



<p><strong>Adobe:</strong> Adobe ismi, kurucusu John Warnock’un arka bahçesinden geçen Adobe Deresi’ne dayanıyor.</p>



<p><strong>Vodafone:</strong> Dünyanın en büyük mobil telefon hizmeti şirketinin adı VOİCE (Ses), DATA (Veri), TELEFONE (Telefon) kelimelerinden oluşmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/dev-markalarin-isimleri-nasil-dogdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipnoz Nasıl Yapılır?</title>
		<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/hipnoz-nasil-yapilir/</link>
					<comments>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/hipnoz-nasil-yapilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Nov 2012 10:08:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/?p=3065</guid>

					<description><![CDATA[Hipnoz Nedir ? Hipnozu açıklarken herşeyden önce uyku olmadığını açıklamakta fayda var. Hipnoz kelimesi Yunanca <span class="more-text">&#8230;</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Hipnoz Nedir ?</h2>



<p>Hipnozu açıklarken herşeyden önce uyku olmadığını açıklamakta fayda var. Hipnoz kelimesi Yunanca hipnosisden gelmektedir. Her ne kadar hipnosis yunancada uyku anlamına gelsede yapılan araştırmalarda hipnoz anı ile uyku halinin tamamiyle farklı durumlar olduğu görülmüştür. Uykuda görülen yavaş beyin dalgalarının yerine hipnoz sırasında kişinin beyin aktivitelerinin uyanıklığa denk olduğu görülmüştür. Hipnoz sırasında uykudaki gibi bilinç kaybolmaz, aksine yüksek algılama kapasitesi ile zihnin değişik katmanlarında dolaşır. Hipnoz kelimesi ilk kez İngiliz hekim Braid tarafından kullanılmıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Hipnoz Nasıl Yapılır ?</h2>



<p>Kişiyi hipnoza almak için çok özel şartlara gerek yoktur. Önemli olan hastanın hipnoza girme isteğidir. Sabit bir bakış, nefes teknikleri ve telkinlerle girilebildiği gibi, arkaya düşürme ya da doğrudan gözlerin kapanması ve imgelerle de kişi hipnoz dediğimiz, değiştirilmiş bilinç haline girer.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/hipnoz-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölgeden Hayvan Figürü Nasıl Yapılır?</title>
		<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/golgeden-hayvan-figuru-nasil-yapilir/</link>
					<comments>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/golgeden-hayvan-figuru-nasil-yapilir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2012 11:26:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/?p=2923</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><center><a href="https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2012/10/Gölgelerle-hayvan-figürleri.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2924" title="Gölgelerle hayvan figürleri" src="https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2012/10/Gölgelerle-hayvan-figürleri.jpg" alt="" width="610" height="982" srcset="https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2012/10/Gölgelerle-hayvan-figürleri.jpg 610w, https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/wp-content/uploads/2012/10/Gölgelerle-hayvan-figürleri-186x300.jpg 186w" sizes="auto, (max-width: 610px) 100vw, 610px" /></a></center></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/golgeden-hayvan-figuru-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bukalemunlar Niçin Renk Degiştirirler?</title>
		<link>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/bukalemunlar-nicin-renk-degistirirler/</link>
					<comments>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/bukalemunlar-nicin-renk-degistirirler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin2]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 May 2012 16:22:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/?p=294</guid>

					<description><![CDATA[Bulundukları ortama uymak için renk değiştirmezler. Bunu hiç yapmamışlardır; hiçbir zaman da yapmayacaklardır. Bu tamamen <span class="more-text">&#8230;</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="fb-video" data-href="https://www.facebook.com/DMAXTR/videos/304380727898573" data-width="auto" data-allowfullscreen="false" data-autoplay="false" data-show-captions="false"></div>



<p>Bulundukları ortama uymak için renk değiştirmezler.</p>



<p>Bunu hiç yapmamışlardır; hiçbir zaman da yapmayacaklardır. Bu tamamen bir mittir. Tümüyle uydurmadır. Koca bir yalandır.</p>



<p>Bukalemunlar değişik duygusal haller sonucunda renk değiştirirler. Eğer bu renk değiştirme ortama uymak için oluyorsa bu tamamen tesadüftür. Bukalemunlar korktuklarında, bir tehlike atlattıklarında ya da bir kavgada başka bir bukalemunu alt ettiklerinde renk değiştirirler. Karşı cinsten bir bukalemunu gördüklerinde ve bazen de ışık ya da ısıdaki değişiklikler sonucu renk değiştirirler.</p>



<p>Bir bukalemunun derisi kromatofor (Yunanca renk anlamına gelen chroma ve taşımak anlamına gelen pherein&#8217;den oluşur) adlı özel hücrelerden oluşan birçok katman içerir, bu katmanların her biri de değişik renkte pigmente sahiptir. Bu katmanlar arasındaki dengenin değişmesi derinin değişik ışık türlerini yansıtmasına neden olarak bukalemunları yürüyen bir renk çarkı haline getirir.</p>



<p>Bukalemunların ortama uymak için renk değiştirdikleri düşüncesinin bu kadar ısrarcı olması tuhaftır. Bu uydurmaca ilk defa, eğlenceli öyküler ve kısaltılmış biyografiler yazan Karistoslu Antigonos adlı genç bir Yunan yazarın MÖ 240 civarında yazdığı eserinde görülür. Çok daha nüfuzlu olan ve bir yüzyıl daha önce yazan Aristoteles (oldukça doğru bir biçimde) renk değişimini korkuya bağlamıştı ve Rönesans&#8217;a kadar &#8220;ortama uyma&#8221; teorisi neredeyse bütünüyle terk edilmişti. Bu teori intikam alarak geri döndü ve bugüne kadar belki de birçok insanın bukalemunlar hakkında &#8220;bildiklerini&#8221; düşündükleri tek şeydir.</p>



<p>Bukalemunlar aynı anda, saatlerce, tamamen hareketsiz kalabilirler. Bu yüzden ve çok az yediklerinden dolayı yüzyıllardır bukalemunların havayla beslendikleri düşünülüyordu. Elbette bu da doğru değil. Bukalemun kelimesi Yunancada &#8220;yerdeki aslan&#8221; anlamına gelir.&nbsp;En küçük türleri 25 mm uzunluğundaki&nbsp;Brookesia minima&#8217;dır; en büyükleri ise 610 mm&#8217;den uzun olanChaemaeleo parsonni&#8217;dir. Bayağı Bukalemun Latincede&nbsp;Chamaeleo chamaeleon&nbsp;diye bilinir ve bir şarkının girişine benzer.</p>



<p>Bukalemunlar birbirinden tamamen farklı iki yöne aynı anda bakabilmek için gözlerinden her birini birbirinden bağımsız olarak döndürüp odaklayabilirler. Ama bukalemunlar tamamen sağırdır. İncil, bukalemun yemeyi yasaklamıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--naslyaplr-xpbeb.net/bukalemunlar-nicin-renk-degistirirler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
